04 Şubat 2010

!!!

Beni mesleğimden soğutanlar utansın! Şu an ettiğim beddualardan nasibini alanlar korksun!!!

18 Ocak 2010

Beni bu havalar mahvetti!


Şu an tam da yanda görülen moddayım. Çok kötüyüm çalışamıyorum. Sağolsun arkadşlarım idare ediyor:((

12 Ocak 2010

iyi değilim bu aralar...

Zaten var olan bir boyun ve omuz ağrım vardı. İki gündür ona bir de sağ kolumun ağrısı eklendi. Öyle bir ağrı ki aklımı başka bir yere veremiyorum. Bugün konuk olarak gelen bel boyun cerrahı doktora sordum ne olabilir diye? Ayak üstü bir muayene etti ve önemli bişey değil muhtemelen. Çok canın sıkılmış bu aralar dedi. Sanırım ciddi depresyondayım. Bir kaç ilaç yazdı. Geçmezse bir MR çektirirsin bakarız dedi. İnş. geçer. Fıtık vs. çok korkutuyor beni. Ne öldüren ne de olduran bir hastalık. Ama malesef 3 kişiden ikisi bel ya da boyun fıtığı. Sebebi de belli. Sürekli hareketsiz kalan bedenler. Havasız ofislere tıkılıp, mayışık mayışık oturuyoruz:(( Masa başında bilgisayarla ömrümüzü çürütüyoruz.
Biraz önceki programda bir iş kadını konuktu. Kadın çalışanlar azalıyormuş. Bu ülkemiz için çok üzücü diyordu. Hayır bence değil. Kadın çalışanların çoğalması üzücü bence. Çünkü ülkemizde kadına ucuz işgücü olarak bakıyorlar.
Ben işimi çok sevmeme rağmen iş ortamımdan dolayı mümkünse evde oturmak istiyorum.

31 Aralık 2009

2009

BİTTİ!

04 Aralık 2009

zaman

Hızla akıp gidiyor ve ben hızına yetişemiyorum. Bayramın üçüncü günü doğum günümdü ve benim yolun yarısı dememe bir sene kaldı sadece...

Bir sene daha akıp gitti. 2009'un son günlerindeyiz ve bana 2009'dan aklında ne kaldı diye sorsanız "hiç" diyebilirim:((

Ömür bitiyor ve biz kıymetini bilmiyoruz. Her gün yapacaklarımızı bir sonraki güne erteliyoruz. Oysa ki ertesi gün var mıyız bunu bilmiyoruz?!!!

03 Aralık 2009

özür...

Ne güzel bir sözcük. Ama bazen ne kadar zor geliyor özür dilemek. Ne kadar ağır geliyor???

02 Aralık 2009

:(((

Çok üzgünüm çünkü; sevdiğim bir abim, hemşehrim, dahi yönetmen Ahmet Uluçay bugün memleketinde toprağa verildi. O'na dair elimde yayınlama fırsatı bulamadığım bir ropörtaj kaldı. Allah mekanını cennet eylesin!
Ve üzgünüm çünkü; kırgınım sevdiğime ve O'nun sevdiklerine....

13 Kasım 2009

Aleksandra




Küçükken geçirdiği trafik kazası sonucu kapımıza bırakılan Aleksandra, uzun süre tedavi edilmek zorunda kalındı. geçirdiği ameliyatlar sonucu kırılan arka ayaklarına platinler takıldı. Ve tabi ki sokakta o şekilde yaşayamayacağı için misafirimiz hatta bizim kedimiz oldu. Kendini sevdirmezdi. Zorla sıkıştırarak severdik:)) Şaşı bakışları ona ayrı bir sevimlilik veriyordu. İyileştikten sonra dışarı gitmek istedi. Ağaca çıkamazdı. Bahçedeki doğalgaz kutusunun üstünde yatardı. Gündüzleri dışarıda geziyor, akşamları eve dönüyordu. Sokaktan simsiyah dönüyor ama yarım saat içinde kendini yalayarak bembeyaz yapıyordu. Akşamları kapının önünde bekler, ev sakinlerinden kimi görürse onunla bereber içeri girerdi. Nev'i şahsına münhasır bir kediydi işte.


Ondan di'li geçmiş zamanda bahsediyorum çünkü o artık yok. İki gün önce çok yağmur yağdığı gece köpekler tarafından parçalanmış:(( Köpekleri sevmiyorum:(( Korkunç yaratıklar. Bu kaçıncı kedi?!
















03 Kasım 2009

sırtımdan vuruldum!

Geçen gün bahsettiğim ofisimden sürülme planlarının altından güvendiğim ve sevdiğim bir oda arkadaşım çıktı. Gerçekten çok üzüldüm. Oysa ben O'nun tüm projelerinde destek olmuştum. Artık yok!!!

02 Kasım 2009

???

Çok üzgünüm. Bütün hafta sonumu da üzgün geçirdim. Gerçi işyerinden uzak olmak bile iyi geliyor bana ama yine de zaman zaman aklına geliyor kötü şeyler insanın.

İşyerinde uzun zamandır mutsuzum. Hem çalışma ortamımız hem de diğer unsurlar yüzünden. Aldığımız üç kuruş için çalışıyorum açıkçası. Benim için burada önemli olan bir kaç arkadaşım kaldı ve de işe başladığımdan beri çalıştığım ofisim. Orası benim için bir sığınak çünkü. Ortamın saçma kargaşasından kaçtığım ve iş aralarında nefes aldığım yer. Ancak geçen gün oradan da sürülmek istendiğimizi öğrendim. Üstelik de gelip geçici elemanları memnun etmek için. Bu durum beni çok üzdü. Evet mekanlar gelip geçicidir. Bir ofis için bu kadar üzülür mü insan diye düşünülebilir. Ancak benim burada asıl üzüldüğüm konu bunun bana aktarılış biçimi ve gördüğüm muamele. Hepsini Rabbime havale ediyorum. Ve umarım bu muamelelerin daha aşağılayıcılarıyla karşılaşırlar!..