Ve tabi Ali Kırca... Hepsi bir olup nasıl da İsrail'i anlamamız gerektiğini savundular. Görünürde moderatörümüz bunların içinde değildi ama verdiği söz haklarıyla "bence de" der gibiydi. Dün saat 03:00'e kadar tahammül edebildiğim Siyaset Meydanı Programından söz ediyorum aslında. Niyetim programı seyretmek değildi. Sadece Selahattin Yusuf ne diyecek diye şöyle bir bakacaktım. Ama bir baktım ki konuşulanlar akla, mantığa sığacak şeyler değil. Bu konuşmanın sonu nereye gider diye merak edip seyretmeye devam ettim. Tabi bir de Selahattin'in söyleyeceği iki cümleyi de merak ediyorum. Aman Allah'ım! biri dantel, biri liboş biri de monşer üç adam oturmuş ( Kendileri program sırasında bu tanımlamayı yaptılar) İsrail'in cezai ehliyeti yok demeye getiriyorlar. Onların ruh sağlığı bozukmuş. Çünkü onlar geçmişte ezilmişler ve bunun acısını çıkarıyorlarmış. Kimden? Onları katleden Almanlardan mı? Hayır! Kadın çocuk demeden masum Filistin halkından! Tabi yaptıkları doğru değilmiş ama hiçbir uluslararası hukuk kuralı onları cezalandıramazmış. Onların ayıbı yokmuş muş muş muş... Ve neredeyse onları mazur görelim diyecekler. Anti-semitizmi akıllara getirmeyelim diye feryad ediyorlar.
Gazze'de yaşananlar sadece bir devlet politikası değil malesef. O kahrolası halkı da sonuna kadar bu vahşeti destekliyor. Hatta seçim arefesinde vahşet vaadi ne kadar büyük olursa, o lidere destek de o oranda büyüyor. O yüzden aman Yahudi düşmanı olmayın! laflarını bıraksınlar bir kenara. Ha tabi gerçekten vicdanı olan yahudiler de vardır belki. Ama bu onları sevmek zorunda olduğumuz anlamına gelmez.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder