29 Mayıs 2007

sobelendim!

Geçenlerde Sevgili arkadaşım Ahimsa beni sobelemişti. Tabi ben bu blog aleminin acemisi olarak bunun ne demek olduğunu pek anlayamamıştım. Meğer onun kendi sitesinde cevapladığı soruları benim de kendi sitemde cevaplamam gerekiyormuş. Biraz geç oldu ama canım işte cevaplıyorum. Aslında sen her şeyi biliyosun ama:))

1. Bugüne kadar yaşadığınız üç şehir?
Bir yaşıma kadar Kütahya'da yaşamışız. Sonra İstanbul'a taşınmışız. O zamandan beri de İstanbul'dayım. Bir de arada babam askerdeyken ilkokul üçüncü sınıfın ilk dönemini Kütahya'da okudum. Üçüncü bir şehir yok yaşadığım ama artık eşimin memleketi olması nedeniyle sık sık İzmir'e gideceğiz sanırım:)

2- Tatil için gittiğiniz ve tavsiye edebileceğiniz üç şehir?
Çok fazla tatil yapan biri olduğum söylenemez. En azından şunu söyleyeyim. Şimdiye kadar bütün tatillerimi köyümde geçirdim. Bir de kardeşim Bartın'da okuduğu için bi kaç kere oraya gittik. Bartın'a yakın olan Amasra, Safranbolu ve Zonguldak ve Ereğli'yi gezdik. Karadeniz gördüğüm kadarıyla güzel bir yer. Bir de Ağva'yı çok sevmiştim ben.

3- Yaşamak ya da görmek istediğiniz üç şehir?
Yaşamak için İstanbul dışında bir yeri düşünemiyorum. İstanbul bir başka benim için. Ama sessiz, sakin, denizi olan ve doğayla başbaşa olabileceğim bir yerde de (özellikle yazları) yaşamak isterdim. Uzun bir tatil gibi mesela. Tekrar İstanbul'a dönmek şartıyla:)
Görmek istediğim yerlere gelince. Türkiye ve dünya'da görmek istediğim çok yer var. Sayamamki şimdi:)

4- Şu anki Mesleğiniz?
Ulusal bir Tv kanalında Program yönetmenliği yapıyorum. Ve eğitimim de bu alanda. İletişim Fak. Radyo TV ve Sinema bölümü mezunuyum. Zaten son sınıfta iken asistan olarak başlamıştım bu işe ve hala devam ediyorum.
5- Yeniden dünyaya gelseniz hangi mesleği seçersiniz?
Yeniden dünyaya gelseydim... Ya aslında üniversiteye girerken tek hayalim televizyoncu olmaktı. İşimi sevmediğim de söylenemez. Fakat çalıştığım şartlardan dolayı biraz mesleğimden soğudum diyebilirim. Tabi bir diğer etken de okulda sinema ve fotoğrafla tanışmış olmam. Fotoğrafçılığı sinema için bir adım gördüğüm için, uzun bir süre büyük bir hevesle fotoğraf çektim. Çalışırsam başarılı olabileceğim bir alan ve çok seviyorum. Ancak çalışmaya başladığım için pek vakit ayıramıyorum. Sinemayla tanıştıktan sonra tek hayalim sinema yönetmenliği olmuştu ama stajım sırasında bu mesleğin türkiye şartlarında benim için uygun olmadığını anladım ve ben ilk thayalim olan televizyonu seçtim. Tekrar dünyaya gelseydim fotoğrafçı olmak için çalışırdım. Sonra da Nuri Bilge Ceylan gibi sinemaya geçerdim:) Çok uzattım galiba:)
6- Kesinlikle yapmam dediğiniz üç meslek?
Kesinlikle yapmam çok iddialı olur. Allah mecbur bırakmasın diyelim. Yapmak istemezdim diyelim. Birincisi kuaförlük. Çünkü başkalarının saçlarına, tırnaklarına vs. dokunamam. İkincisi bulaşıkçılık. Çünkü evde de bulaşık yıkamayı sevmiyorum. Üçüncüsü de hasta bakıcılık. Özellikle de yatalak hastaya bakmak çok zor. İnsan kendi anne babasına zor bakarken başkasına nasıl bakar? Allah zorda bırakmasın. Bizleri de bakıma muhtaç hale düşürmesin. Amin.
7- Yaşam felsefenizi oluşturan cümlelerden birisi?
Öyle bir cümleyle özetlerim dediğim bir felsefem yok. Sadece İyi bir insan ve iyi bir kul olmak istiyorum. İyi bir evlat, iyi bir anne, iyi bir eş vs. En iyi ben olayım diyecek kadar da hırslı değilim. Kimseye zarar vermek istemem. Bu cümlelerden aşırı hümanist olduğum da çıkarılmasın. Bütün insanları sevmiyorum çünkü...

8- Çok sevdiğiniz bir kitaptan alınan paragraf ya da bir bölüm?
Çok fazla kitap okuyan biri değilim. BU yüzden böyle bir cümle gelmiyor aklıma şimdi...
9- Sevdiğiniz şiirden bir parça?
Bu adam o adam gelip gider
Senin ellerinde rüyam gelip geçer
Her affın içinde bir intikam gelir gider
Bu şiirimi anlayınca beni anlayacaksın
Sezai Karakoç
10- Son soru en iyi yaptığınız üç yemeğin tarifi mi acaba? Ahimsa'nın yazdıklarından öyle anlaşılıyor.
Ben mutfak işi olarak en çok yemek yapmayı severim ama biraz tembelim sanırım. Biraz da elim ağır. Pratik değilim. Ama sevgili eşim ben ne yapsam çok seviyor:) En çok Sevilen üç yemeğimin adını vereyim ben o zaman:
1. Kendime özel tarifimle Fırında makarna. Eşim bayılıyor:)
2. Bir yemek programı demosu çekerken öğrendiğim mısırlı pilav
3. Yaş pastalarım:)

karayip korsanları 3

Evet dün akşam filme gitmeyi başardık. Daha otobüsteyken başlayan başağrım film boyunca da bırakmadı beni. Bir de üstüne sinema salonunun havasızlığı iyice kötü yaptı. Ama bütün bunlara rağmen güzel vakit geçirdim. Film sonrasında İstiklal caddesinde kısa bir yürüyüş yaptık ve bişeyler atıştırdıktan sonra geç saatte eve döndük. Tabi ben hemen uyumaya. Sabah da zor kalktım doğrusu. Ama yazı seviyorum. Bi de insanlar yıkansalar!...

28 Mayıs 2007

sinemaya gidiyoruz...

Bu akşam nasip olursa sinemaya gidiyoruz. Biz eşimle böyle bir karar almıştık. Meğer arkadaşım Ahimsa ve eşi de düşünüyorlarmış. Eşler kendi aralarında konuşup karar vermişler. Bize de iş çıkışında onlara eşlik etmek düşüyor:)) İnşallah bi aksilik çıkmaz. Karayip Korsanları 3'ü bekliyorduk sabırsızlıkla. Bilet buluruz değil mi yaaa!?

25 Mayıs 2007

Bir hafta daha geçti!

Bu hafta nasıl geçti anlamadım. Aşırı yoğunluktan mıdır nedir? Yeni programım başladı demiştim ya. İşte şimdi günde üç canlı programım var. Saat 19:10 ve ben hala işteyim:( Servis bekliyorum. Daha eve gidip eşime yemek hazırlayacağım. Neyse ki yarın işi ekiyorum. İşi ekiyorum ama ev işi var ne yazık ki. Her hafta erteliyorum ama yavaş yavaş yaz temizliğine girsem iyi olacak. Ayrıca çiçek ekmek istiyorum. Camlarımın önüne rengarenk çiçekler koymak istiyorum.


Çiçekler bana mutluluk veriyor çünkü. İşyerimde bile masamda sürekli çiçek olmasını istiyorum. Bir kaç gündür bu isteğim fazlasıyla yerine geliyor. Sağım, solum, önüm, arkam hep çiçek:)) Hem de şu üstteki gibi sarı çiçekler... Ben sarı çiçekleri çok severim. Özellikle de sarı gülleri...

22 Mayıs 2007

sesim çıkmıyo...

Geçen haftanın nasıl geçtiğini anlamadım. Çünkü neredeyse eve gitmedim. Eşimle birlikte bir iş için üç gece uykusuz işyerinde geçirdik. Aralarda kaçamak sızmalarımız sırasında üşütmüş olmamız ve de üzerine yorgunluk ve uykusuzluk, hem beni hem de eşimi hasta etti. İkimiz de ciğerlerimiz sökülürcesine öksürüyoruz. Benim ses tellerim de hasar görmüş heralde sesim de çıkmıyo... Ağlamak istiyorum yaaaa!

19 Mayıs 2007

dökülüyorum...

Üç gecedir uykusuzum. İşyerinde sabahlıyorum. Bitirmeye çalıştığımız kısa bir film için üç gece!..

15 Mayıs 2007

kurtuldum!

Hani benim bir Pazartesi sendromum vardı ya artık yok! Çünkü dün itibariyle o programın yönetmenliğini yapmayacağım. Ama onun yerine hafta içi beş gün canlı başka bir program verdiler:(( Şimdi haftada 15 programım oldu.
Bu arada sevgili arkadaşım Ahimsa beni sobelemiş. Bunun ne demek olduğunu daha yeni öğrendim. En yakın zamanda cevaplamaya çalışacağım o soruları.

12 Mayıs 2007

Yirmi günlükken düğünüme teşrif eden kuzenim Berrin Nihal. Allah uzun ömür versin.

hastayım...

Bugün yine hastayım. Sanırım kararsız havalar beni hasta etti. Dün gece titreyerek yattım. Sabah kalktığımda yine üşüyordum. Şimdi kışlık hırka ile oturuyorum. Eşim de bir toplantı varmış oraya gitti. Evde yalnızım ve çok canım sıkılıyor. Üstelik yapmam gereken bir sürü iş var. Geçen hafta yatılı misafirlerimiz vardı ve haliyle ev karıştı. Ama ben hiç bişey yapmak istemiyorum...

11 Mayıs 2007

kıskanç kedi mıncır...

Bu bizim kedimiz MINCIR. O aslında bir sokak kedisi. Ama bize geldiğinde o kadar minikti ki, sokak ona çok yabancı şimdi. Nasıl olmuş bilmiyoruz ama ön ayağında çok büyük bir yara vardı onu bulduğumuzda ve çok acı çekiyordu. Yaklaşık iki ay tedavi ettirdi kardeşim onu. Ve en son veteriner ayağının kesilmesi gerektiğini, bu şekilde sokakta yaşayamayacağını, ancak evde bakılırsa kesilmesine gerek kalmayacağını söyledi. Ailece hepimiz düşündük ve evde kalmasına karar verdik. O tam bir ev kedisi oldu. Pencereler açık olduğunda asla dışarı kaçmaz. Bazen dışarı çıkarmaya çalışıyoruz ama kıyameti koparıyor, yine de gitmiyor. Ayrıca çok da kıskanç bir kedi.

Başka bir kediye asla tahammülü yok. Eğer başka bir kedi gelirse, ya da biz başka kedilerle ilgilenirsek küsüyor ve evin en ücra köşelerinden birine saklanıyor. Uzun süre de oradan çıkmıyor.Bu yukarıda gördüğünüz fotoğrafta da çok kızgın. Çünkü minik yavrular var aşağıda... Bu yavrular onu çok kızdırmış:))

10 Mayıs 2007

canım sıkılıyoooo!!!

Bugün canım sıkılıyor. Artık yaz geldi sayılır. Hava çok güzel. Ve biz koca binanın içine tıkılmış durumdayız. Gezmek istiyorum ben yaaa! :((
Eşim arkadaşıyla gezmeye gitti. Ama haketti bunu. Pazar gününden beri misafirimiz vardı. Onları gezdirmek zorunda kaldı üç gün. Misafirler kendi aralarında anlaşamadığı için olan ona oldu. Rahatlamaya ihtiyacı vardı.

3 Mayıs 2007

Misafir nasıl ağırlanır!!?


Evlendiğimden beri çok az misafir ağırlayabildim. Hassas bir bünyem olduğu için sık hasta oluyorum ve hemen de toparlayamıyorum. Her neyse nadir olan misafir ağırlamalarımdan biri de üniversite arkadaşlarım ve onların ev arkadaşlarından oluşan bir gruptu. Ben üniversitedeyken ailemin yanında kalıyordum. Ama arkadaşlarım şehir dışından geldikleri için öğrenci evinde kalıyorlardı. Ben de ya eğlence olsun diye ya da eve gitmeye üşendiğim zamanlarda onlarda kalıyordum. Dolayısıyla onların ev arkadaşları benim de arkadaşım oldu. Ve sağolsunlar her zaman beni çok iyi karşıladılar. Kendileri kalabalık oldukları halde beni fazlalık gibi görmediler. Beni de kendilerinden saydılar. Okul biteli 6 sene oldu ama biz hala görüşüyoruz. Çoğumuz evlendik. Hatta çoluk çocuğa karışanlar bile var:))

Sayı az da olsa (yani beklediğimden az, çünkü biz kalabalık bir grubuz:)) geldi arkadaşlar. Evli olanlar eşleriyle, çocuğu olanlar çocuklarıyla:)) Ben de gece boyunca hazırlık yaptım. Gece boyunca hazırlık yaptın da ne yaptın diyebilirsiniz. çok da haklı olursunuz ama pratik biri olduğum söylenemez. o yüzden ne yaparsam yavaş yapıyorum. Yaptığım portakallı ve tarçınlı kurabiyeleri kaç saatte yaptığımı bilmiyorum. Görüntü idare eder ama tadı nasıldı bilmiyorum:)) Bi de karamelli yaş pasta için kekini geceden hazırladım. Mutfaktaki halim çok komikti gerçekten. Bitmedi tabi. Daha börek ve salata var. Sabah kalkıp aceleyle börek yapıp fırına attım. Sonra pastayı yapıp buzdolabına attım ve son olarak da salatayı yaparken Ahimsa ve eşi geldi. Hatta salatayı Ahimsa karıştırdı:)) Bu arada annem de sabah kalkmış ve bana hindistan cevizli kurabiye ve haşhaşlı çörek yapmış. tabi pratik kadın. Ben de biraz alsam olmaz mıydı?

Neyse bütün beceriksizliğime rağmen her şey güzeldi. Arkadaşlarım özellikle pastamı çok beğendiler. Yanda görüldüğü gibidir:)) Bu arada Özlem Tüm yemeklerin fotoğrafını çekti. Fotoğrafları ancak bana gönderdiği için ben de bu yazıyı şimdi yazıyorum:)) Aaaa bi dakka annemin kurabiyesini de koymalıyım buraya!..












annemin kurabiyesi:))



1 Mayıs 2007

1 mayıs!

Bu sabah eşimin sesiyle uyandım. "Trafik kilitlenmiş çabuk kalk! Bişeyler atıştır ve çık! Ancak yetişirsin. 13:45'teki programa yetişmem gerekiyor. Uyandığım saat 09:00... Ah evet! diye fırladım. Bugün 1 Mayıs değil mi? Neyse kalktım. Bir taraftan kahvaltı hazırlarken diğer taraftan da akşam yemeğini hazırladım. Kahvaltıdan hemen sonra hazırlanıp çıktım. Bizim oradan Taksim otobüsü hemen geldi ve bindim. Yol da açıktı hani. Köprüde inip aktarma yapıyorum. İndim ve Kadıköy'den gelecek olan otobüsü beklemeye başladım. Bekledim... bekledim... bekledim... bir de baktım ki bir saattir otobüs bekliyorum. Nihayet bir otobüs geldi ve bir çok insanın aksine zamanında işime gelebildim. Bu arada köprü çıkışında polisler her otobüsü durdurup aradılar...

Şimdi gelelim asıl meseleye... 1 mayıs işçi bayramı öyle mi? İyi, güzel!.. De kardeşim neden birbirinizi tartaklayıp, taşkınlık yapıyorsunuz bayramda? Yeryüzünde kutlanan hangi bayramda insanlar birbirlerini tartaklıyor? Siz bayram kutlamayı bilmiyorsunuz diye neden ben yollarda rezil oluyorum?