30 Nisan 2007

çok şükür...

Başbakan sağolsun! Onun Ulusa Seseleniş'i sayesinde program erken bitti. Bugün pek sorun olmadı ama sunucum trip halindeydi. Hiç umrumda değil:))

Pazartesi Sendromum!

Bugün günlerden Pazartesi. Ve ben Pazartesi günleri çok mutsuz oluyorum. Evet Pazartesi Sendromu. Ama benimkisi farklı. Genelde tatil sonrası işe ve okula gitmek istememe olarak algılanan bu durum bende sunucu sendromu olarak gösteriyor kendini. Haftada bir gün yaptığım bir programın sunucusuyla bir türlü yıldızımız barışmadı. Kadın benden hoşlanmıyor sanırım. Çünkü tek yaptığım program onunkisi değil. İki programım daha var ama onlarla bir sorunum yok çok şükür. yaklaşık on dakika sonra canlı yayın başlayacak ve ben hala burda sunucumu çekiştiriyorum. Neyse ben gitmeliyim....

25 Nisan 2007

çilekli pasta

Dün işten erken çıktım ve vapur sefası yaparak annemlere gittim. Eşim de oraya gelecekti. Bu aralar yoğun çalışıyor kendisi. Annem hasta bir komşuyu ziyarete gittiği için yemek yapmak için geç kalmış. O yüzden biraz daha aparatif bişeyler hazırlamak için hepimiz mutfağa daldık. Maşallah annem o arada güzel bir kabak dolmasını da aradan çıkarttı. Bana da pasta yapmak düştü. Kardeşim ve ben ne zamandır meyveli pasta yapmak istiyorduk. Gerçi ben son anda sadece çilekli olmasına karar verdim ve kivileri de süs amacıyla kullandım. Ama geç yemek yemek ve de çok yemek yemekten pastaya sıra gelmedi. Gerçi ben yapıldıktan bir gün sonra yemeyi seviyorum yaş pastayı... Bugün sabah baktım tadına. Fena olmamış hani:)) En azından güvenilir!

24 Nisan 2007

sıkıntı

Bugün canım çok sıkılıyor. Aslında bunun sebebi dün akşamki reji kabusu. Kendisini bişey zanneden bayan sunucumla her hafta olduğu gibi bu hafta da tartıştık. Pazar günü bütün gün evde temizlik yaptım ve acayip yoruldum. Zaten iliklerime kadar ağrıyor her yerim. Cumartesi de bir arkadaşın düğününe gitmek için büyük bir mücadele verdik. İstanbul'un Avrupa yakası'nı sevmiyorum ya... İyi ki de Anadolu Yakası'nda oturuyorum. Neyse ordan da ancak geç vakit dönebildik zaten. bütün bunların üstüne kadının kaprislerini çekemiyorum. Neymiş efendim kaç senedir bu işi yapıyormuş muş... Ya ben de kaç senedir bu işi yapıyorum da senin gibisini görmedim be kardeşim!

19 Nisan 2007

Kedicikler...

Dün akşam başım çok ağrıyordu. Eşim de evde değildi. işten her zamanki gibi geç çıktım ve eve gidip yemek yapacaktım. Ama başağrım o kadar yoğunlaştı ki yemek yapacak halim kalmadı. Fikrimi değiştirdim ve annemlere gitmeye karar verdim. Nasıl olsa annem yemek yapardı. Ve öyle de yaptım. Şimdi bu yazıyı okuyanlar bütün bunların kediciklerle ne alakası var diye düşünüyor olabilir. Şimdi oraya geliyorum...


Annem yemek hazırlarken ben pvc ile kapatılmış balkona daldım. Orada tam 14 tane yavru kedi var. Kedi hastası olan kardeşimin kedileri doğurunca yukarıda gördüğünüz manzara çıktı ortaya. Dakikalarca onlarla oynadım. Kimi üstüme tırmanmaya çalışıyor, kimi elimde oynattığım ipi yakalamaya çalışıyor, kimi de ürküp saklanıyordu. Boşluktan faydalanıp rahatça annesini emmeye çalışanlar da vardı tabi:)) O kadar şirinlerdi ki kısa bir süre de olsa stresimi almayı başardılar. Hele içlerinde bir tanesi var (yandaki). Doğduğunda sadece yüzünde tüyleri vardı. Uzun süre de kısacık kaldı tüyleri. Yüzünün tüyleri yanlardan aslan yelesi gibi duruyordu. Şimdi ise hepsinden uzun tüyleri var. Çok da sakin görünüyor ama oynamayı çok seviyor. İyi bakacak bir aile bulabilsek vermek istiyoruz. Çünkü biraz büyüyünce sokağa bırakılacaklar ve genelde hepsi kayboluyor. Her neyse o bızdık oğlanı iyice sildikten sonra eve alıp biraz da orda sevdim. Nerdeyse başağrımı geçirdiler diyebilirim. Onları okşamak, onlarla vakit geçirmek iyi geliyor insana. Tavsiye olunur...











bana neler oluyor?

Son günlerde çok sıkıntılıyım. Kendimi Garfield gibi hissediyorum. Sürekli abur cubur yiyorum. Ve tabi bunlar kilo olarak bana dönüyor :(( Ayrıca evde de hiç bir şey yapmıyor, miskin miskin oturuyorum. Kocam bu durumda ne zaman patlar bilmiyorum. Bunları bahar yorgunluğuna veriyordum ama bi kaç gündür fikrimi değiştiren bir düşünce yerleşti beynime. "İşyerimden çok sıkıldığımı düşünmeye başladım." Hiç dinmeyen bir başağrım var. İşyerim, sözde profesyonel bir kurum ama her şey Allah'a emanet yürüyor. Yetkililerimiz işin değil de demirbaş eşyalarının peşinde... Üstelik çalışanları adam yerine de koymuyor bu adamlar! Hepsini Allah'a havale etmekten başka bişey gelmiyor elimizden!!?

13 Nisan 2007

çok sinirliyim :((

Allah'ım bu günkü kadar zor gelmedim işe. Son dakikada yetiştim ama gelene kadar Belediyeye, belediye otobüslerine, halk otobüslerine, beni indirmeyen şoföre ve beni almayan şoföre ve de mesai saatlerim yüzünden işyerime beddua ettim. Canım çok yandı ama yaaa... Bu kadar da olmaz ki! Sinirlenmenin sonucu migrenim de başladı hadi hayırlısı...

4 Nisan 2007

artık gezmek istiyorum...

Bahar geldi ya! İçimiz kıpır kıpır olmaya başladı. Bugün Ahimsa yanıma geldi ve bana hafta sonu Ada'ya gidelim dedi. Çok istiyorum ama Ada için erken. Biraz daha ısınsın havalar diyorum ben. O zaman bu akşam eşlerimizle Tophane'ye nargile içmeye gidelim dedi. Ben de dün eşime aynı şeyi söylemiştim. Özledik Tophane'yi... Ama ne yazık ki eşimin işi vardı bugün:((
Ama biz Ahimsa ile takılıcaz baş başa. Çok oldu sanırım?! Eski günlerdeki gibi:)) İşten kaytaramıyoruz ama iş çıkışı napalım?:))